Ana içeriğe atla

HAYAT

















Bir rüzgar eser,bilinmez nereye 
Bir yol açılır,sabır gerek diye
Güneş doğar,batarken söyler
Her son bir başlangıç unutma diye 

Bazen bahar,Bazen kış olur
Bazen güler,bazen hüzün bulur
Düşersin,kalkarsın yürümek zor
Ama her adımda umut doğurur

Zaman akar su gibi sessiz,
Anlar kalır,hatıralar temiz
Ne geçmişi yük et,ne yarını dert
Şu anı yaşa,hayat işte böyle bir sır.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

VATAN MİLLET AŞKINDAN

Son kez yârlarına sarıldı delikanlılar, Son kez evlatlarını kokladı cesur analar, Tek bir nedeni vardı bu hüzünlü vedaların, O da tutuşan vatan milllet aşkından. Dur yolcu, dur! Bastığın bu topraklar savaşla sınanmış bir millete aittir. İngiliz'inden Fransız'ına, Ermeni'sinden Rus'una Bir milletin tek bayrak, tek yürek olduğu yerdir. Kadını, erkeği, çocuğu, her yaştan insanı, Hepsi toprağa düşen yıldızlar gibidir. Bu, gözlerini hırs bürümüş ülkelere karşı verilmiş Bir bağımsızlık mücadelesidir.  

İntikam 2: Adalet

Sue     Zırrr! Alarmımı kapattım ve yatağımda yavaşça doğruldum. Yaklaşık bir buçuk yıldır bu yetimhanede yaşıyorum ve açıkçası   yetimhane pek de harika bir yer değil. Çevredeki en iyi yetimhanenin bu olması şaşırtıcı. En azından, her gün üç öğün yemek yiyoruz, eğitimimizi aksatmadan görüyoruz ve akşamları uyuyacak yere sahibiz. Aslında buradaki çoğu çocuk yalnızlığı seviyor ve kimse arkadaş istemiyor. İlk geldiğim zaman ben de öyleydim ve sadece yetimhanenin postacı çocuğu Alisson ile konuşuyordum; Şansıma bir ranzanın üst tarafı boştu ve hemen oraya yerleşmiştim. Yetimhanenin kütüphanesinden bir çok klasik, fantastik ve macera kitabı ödünç alıyor ve yatağıma uzanıp tüm gün onları okuyordum. Sonra yetimhaneye Sue isimli benden üç yaş büyük olan bir kız geldi. Kız benim alt tarafımdaki yatağı seçti ve oraya yerleşti. Onunla hiç konuşmuyorduk. Ama bir gün çok utanç verici ve dostluğumuzun(pek dostluk denemez) başlamasına neden olan bir olay gerçekleşti.   Oku...

HÜLYALI GENİŞ ZAMANLAR

  “Elma şekerci gellldiii! Handan, Bilal, Refika...Elma şekerci gellldiii! Yavaş yavaş gelin, bekliyorum.” Ardından bir patırdı, bir koşturmaca... Sanki geç kalırsam diğer çocuklar bütün elma şekerlerini yiyip bitirecek telaşı... Elma şekerci adamın uyarılarına inat, daracık, badanalı merdivenlerden ikişer üçer atlayarak, adeta kanatlanıp uçuşumla başlar hatırlayabildiğim en eski anılarım. Yüzünü asla hatırlayamasam da, sesi hala kulaklarımda. “Elma şekerci gellldiii! Handan, Bilal, Refika...Elma şekerci gellldiii! Yavaş yavaş gelin, bekliyorum.” Hedefe varılmıştır, hepimizin dili kıpkırmızı, ellerimiz yapış yapış, çabuk bitmesinden korktuğumuz elma şekerlerimize kavuşmuşuzdur. Mahalledeki tüm çocukların adlarını ayrı ayrı bilerek bende hayretler uyandıran bu adam, annemin dediğine göre, şimdi ellerinin kirini görsem yanına yaklaşmayacağım biriymiş. Olsun, hafızamda yer ettiğine göre, şimdi duysam sesini, yine koşardım ardından. Çünkü bu ses şehirdeki tek hatırlayabildiğim hat...